Tasarımda Bireysel Mesafe Kavramı

Proksemik
Dolmuşta kapıya en yakın köşeyi kapar, yanımızda oturanlarla dirsek, diz temasını en aza indirgemek için uygun oturma biçimleri geliştiririz. Vapurda favori köşeleri kaparak gizli bir oyun oynarız hep birlikte. Yanımıza oturacak kişilerin fazla yaklaşmasını engellemek için çantamızla ya da gazetemizi olabildiğince açarak sınırımızı korumaya çalışırız ve bir süre sonra iyice dolan vapurla birlikte rahat hissettiğimiz sınırı kaybetmenin sıkıntısını yaşarız. ATM’ler bir başka strateji belirleme alanımızdır. Önümüzde bekleyen kişiye çok yaklaşıp rahatsız etmeyi istemeyiz ancak mesafeyi fazla açmamaya özen göstererek araya bir başkasının girmesini engellemeye çalışırız. Para çekerken arkada bekleyen kişinin fazladan yaklaşmış olması canımızı sıkar, azıcık geriye doğru açılarak kendimize alan yaratmaya çalışırız. Gittiğimiz restoranda en iyi manzaralı masada gözümüz kalır. Servis elemanıyla anlaşır müşteriler kalkar kalkmaz oraya geçiveririz. Akşam eve dönerken favori koltuğumuzda gevşemeyi hayal ederiz. Yemek masasında yerimiz bellidir. Yatağımızı paylaşıyorsak sağ ve sol köşelerin sahipleri ilk günden belirlenmiştir. Sokakta, işyerinde, evde stratejilerimiz sürüp gider ve üzerinde hiç düşünmeden doğal olarak tekrarladığımız ritüllere dönüşür. Bu davranışlarımız bazı hayvan türlerinde var olan bölge sahiplenme (territoriality) içgüdüsü ile benzerlik göstermektedir.

Proksemik (2)

Yapılan araştırmalara göre, 500 milyon yıl kadar önce yaşayan canlıların territoryal (yaşadıkları alana sahip çıkan) oldukları ve yaşadıkları alana karşı hassasiyetlerinin olduğu saptanmıştır. Bu durum insanlarda da gözlemlenmiş ve bölge ihlali şizofrenik tepkilere yol açabilecek önemli bir unsur olmuştur. Bireylerin özel ve genel çevrelerdeki iletişim biçimleri ile ilgili bilimsel çalışmalar 19 yy. sonlarında “etoloji” (havyan davranışlarının incelenmesi) alanında başlamış. 1959 yılında antropolojist Edward Hall bireysel alan konusunu “proksemiks” kavramı altında Sessiz Dil (The Silent Language) kitabında ele almış (Givens 2003). Edward Hall’ın bireysel alan-mesafe çalışmaları Alman zoolog (hayvanbilimci) Heini Hediger’in çalışmalarına dayanıyor. Hediger’in 1955 yılında yazmış olduğu hayvanat bahçesi ve sirklerdeki tutsak hayvanların psikoloji ve davranışlarını inceleyen Studies of the Psychology and Behavior of Captive Animals in Zoos and Circuses (Hayvanat Bahçesi Ve Sirklerdeki Yakalanmış Hayvanların Davranış ve Psikolojileri Çalışması) kitabında dört alan tanımından söz ediliyor. Bunlar sırasıyla kaçış alanı, atak alanı, kişisel alan ve sosyal alan. Hall’a göre insanlar arasında bu alanların ilk ikisi belli istisnalar dışında ortadan kalkmış (Brown 2007).

1966 yılında yayınlanan Saklı Boyut (The Hidden Dimension) isimli kitabında Hall, insanların aralarındaki mesafeyi duyuları ve fiziksel etkileşim sonucu oluşturmalarına rağmen bu davranışları asıl şekillendiren unsurların kültürel altyapı ile ilgili olduğunu vurgulamıştır. Hall’a göre bireysel alanların oluşmasında bireyin çevresinde oluşan ve duyularını etkileyen (ani ses, ani hareket vb) gelişmelere karşı geliştirdiği istemdışı tepkiler de söz konusudur. Bireylerin aralarında oluşturdukları mesafe fiziksel özellikler ve kültürel altyapı ile şekillenir. Hall bireyin diğer birey ve gruplarla arasında oluşturduğu dört tür mesafeden söz etmektedir; özel alan, kişisel alan, sosyal alan ve genel alan.

eros de amor

proksemik

Genel olarak kabul edilmiş bireysel alan sınırlarına rağmen, Hall farklı kültürlerde farklı bireysel mesafelerin varlığına dikkat çekmektedir. Örneğin Latin ve Ortadoğu kültürlerinde kişisel mesafeler daha küçüktür ve insanlar birbirlerine yakın durmaktan rahatsız olmazlar. Kuzey kültürlerinde ise bunun tersi doğrudur. Farklı kültürlerde kabul görmüş bireyler arası alan sınırlarını bilmek karşılıklı etkileşimde kolaylık sağlar. Rahat bireysel alan kullanımı kültürel etmenlerin yanısıra sosyal konum, cinsiyet, ve bireysel tercihlere göre şekillenir.

Saklı boyut isimli kitap bireylerin kendi vücutları çevresinde oluşturdukları bireysel alanın yanı sıra makro boyutta sokakların, kentlerin, semtlerin ve kentlerin kültürel beklentilere göre nasıl düzenlenmiş oldukları konularını el almaktadir (Brown 2007). Örneğin ABD’de kentler İngiltere’den uyarlanan ızgara (grid) sistem üzerine kuruludur. Fransa ve İspanya’da benimsenen plan ise yıldız şeklindedir. ABD’deki ızgara sistemi bireyselliği ön planda tutarken, Fransa ve İspanya’daki sistem merkez odaklı ve sosyal aktiviteleri vurgulayan bir kurgudur.

Bireyler arasında bireysel alanın kullanımına ait bilinçdışı gerçekleşen bir sistem vardır. Bu sistemin karşılıklı korunur olması bireylerin ruhsal sağlığının yerinde kalmasını sağlayan önemli bir etkendir (Burkeman 1999). Nottingham Universitesinin Sosyal ve Çevre Araştırmaları grubunun başı Phil Leather’a göre “hepimiz gözle görünmeyen balonlar içinde karşılıklı etkileşimimizi sürdürüyoruz” (Burkeman 1999). Kuzey Avrupa ve Amerika’da sevgililer, yakın arkadaşlar ve güreşciler dışında, balonun ön taraftan derinliği 65 ile 95 cm arasında değişmektedir. Bu alan ihlal edildiğinde karşı taraf sıkıntı, kalp çarpıntısı, yüksek tansiyon, terleme ve endişe gibi ruhsal ve fiziksel tepki gösterebilmektedir. Bu bağlamda bir çoğumuzun kendi bireysel alanımızın bütünlüğünü korumak adına geliştirdiği yöntemler vardır. Örneğin olay sanki hiç gerçekleşmemiş gibi davranmak ya da öfkemizi dağıtacak yollar bulmak gibi. Birçok uzmanın ortak görüşüne göre ipod çılgınlığının önemli nedenlerinden bir tanesi de kendini dış etkenlerden koruma ve izole etme isteğidir. Günümüzde kent sokakları, tren ve otobüsler çevresindeki dünyaya kendini kapamış ve ipod’lu bireysel bir dünya kurmuş gençlerle doludur (Rosnbloom 2006). Bu tür korunma yöntemleri University of California, Davis’te profesor olan psikolog Robert Sommer tarafından Personal Space (Bireysel Alan) isimli kitabı için sistematik olarak belgelenmiştir. Sommer deneylerini bizzat kendisi kampüs içinde yapmıştır. Sommer’a göre bireysel alanın sınırları zorlandığında iki tür tepki biçimi oluşmaktadır. Birincisi “bloke etme” taktiği; İki eli başın arkasında koyarak ağaç taktiği uygulamak. İkincisi ise saçla oynamak, ayağını oynatmak, yüzün kızarması ve sonunda hacmi terk etmek.

İnsanlar bireysel alanlarının ihlal edildiği hissine ani bir ses, koku veya bakış hissettiklerinde de varabilmektedirler. Örneğin dolmuşta yüksek sesle cep telefonu ile konuşan biri, çok kötü bir parfüm ya da ter kokusu, ya da gözlerini dikmiş size bakan biri de bireysel alanınıza davetsiz girmiş olur. Bir havayolları şirketinin yaptığı anket bireylerin kendilerine ayrılan alanlara karşı tepkilerini tipik bir biçimde ortaya koymaktadır. Yolculara uçuş ile ilgili konfor seçenekleri sunulduğunda masaj ya da çok iyi bir yemek menüsü yerine biraz daha geniş oturma alnanını tercih etmişlerdir (Rosnbloom 2006). Proksemiks konusunda çalışmalar yapanlar, uçaklarda daha geniş alan hayali kuran insanların aynı zamanda asansöre bindikleri zaman ilk hangi köşeyi tercih ettiklerini veya umumi tuvaletlerde ilk hangi kapıya yöneldikleri, dahası asansördeyken birbirlerine bakmaktan kaçınarak ışıklı kat no’larını izlediklerini saptamışlardır

Bir yanıt yazın

E-posta adresiniz yayınlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir

Bu site, istenmeyenleri azaltmak için Akismet kullanıyor. Yorum verilerinizin nasıl işlendiği hakkında daha fazla bilgi edinin.

Yardımcı olmamı ister misiniz ?